Abdülhamid Han’ın Bilinmeyen Yönleri ve İcraatları

4 ay ago bicaybisimit 0

Merhaba değerli Biçay Bisimit takipçileri. Bu yazımızda Büyük Sultan Abdülhamid Han’ın bilinmeyen yönlerini, icraatlarını sizlere anlatmaya çalışacağız. Fakat öncelikle biliyorsunuz ki bir kendini bilmez ( adını burada anarak yazımızı kirletmek istemem ) çıkıp Abdülhamid Han hakkında yalan yanlış bir yazı yazdı ve Abdülhamid Han için içki içerdi dedi. Biz biçay bisimit ailesi olarak bu saçmalığa sessiz kalmak istemedik. Buyrun öncelikle bu yalanın aslını ortaya koyalım ve ardından Abdülhamid Han’ın bilinmeyenlerini inceleyelim.

Geçtiğimiz günlerde çok bilgili(!) bir köşe yazarı Abdülhamid Han içerdi diyor. Kendisine kaynak olarak da Osmanoğlu ailesinin yalanladığı Osman Ertuğrul’u gösteriyor. Öncelikle size şunu sormak istiyorum değerli dostlar.’ Ben abdestsiz hiçbir devlet işine imza atmadım’ diyen, abdestsiz yere basmamak için başucunda tuğla bulunduran bir padişah sizce içki içer mi ? Bunlar sadece bizim mantıken ulaştığımız sonuçlar. Buyrun Abdülhamid Han’ın torunu Orhan Osmanoğlu dedesinin içki içmesiyle ilgili ne diyor bakalım. ‘’ Bizler ailecek dedemiz Abdülhamid Han’ın içki içmediğini ve asla da ağzına içki koymadığını biliyoruz. Hatta şöyle söyleyeyim, babamla ben Beyrut’tayken aile içerisinde bazı şehzadeler içiyordu. Bir gün otururken şehzadeler babama içki uzattığında kendisi ‘yok yok aman uzak dursun. Sen içmeye devam et ben içmem’ demişti. Şehzade de ‘ aynı deden gibi sende sofusun’ demişti. Bu hadiseyi asla unutamam. Demek ki aile içerisinde biliniyordu ki Sultan Abdülhamid Han içki içmiyordu. Ayrıca Ertuğrul Efendi 6 yaşındayken düşünebiliyor musunuz padişahın kucağındayken rom koklatıyormuş, rom içirmeye çalışıyormuş. Böyle bir şey mümkün olabilir mi. Bu söylediklerim ailemizin ortak sözleridir. Tek kaynak budur.’’

Evet değerli dostlar galiba gerekli cevabı vermiş olduk. Bu şahsın o yazıda yazdıklarının her birine teker teker cevap vermek istemiyoruz. Bu hadiseden yola çıkarak yazdıklarının ne kadar doğru olduğunun kararını sizlere bırakıyoruz. Şimdi buyrun Cennetmekan Abdülhamid Han’ın bilinmeyen yönlerini ve icraatlarını inceleyelim.

  • II. Abdülhamid Han’ın kişiliğinin en baskın özelliklerinin başında dindar ve muhafazakâr olması gelir. Hayatı boyunca ibadetlerini hiç aksatmamıştır. Kadere inanışı kuvvetlidir.
  • Bilinenin aksine kan dökücü, zalim ve dahası “Kızıl Sultan” karalamalarını hak edecek mizaçta biri değildi. Tam tersine son derece merhametli, şefkatli, yufka yürekli ve bağışlayıcı bir karakter ve ahlâka sahipti. O kadar ki, en büyük düşmanlarını bile çoğu defa bağışlamıştır.
  • Belirgin yönlerinden biri de dengeli ve otoriter bir kişiliğe sahip olmasıydı. Dış politikada izlediği “denge siyaseti”, ile devleti tekrardan şahlandırma noktasına getirmiş fakat buna fırsat verilmeden tahtan indirilmiştir.
  • Zannedilenin tersine, yeniliğe ve gelişime açık, son derece “reformist” bir padişahtı. Devrinde, Batı’daki ilmî ve teknolojik gelişmeleri, icat ve keşifleri yakından takip etmiş ve anında, devletin imkanları çerçevesinde ülkesine intikal ettirmiştir. Eğitim, kültür, sağlık, ulaşım ve bayındırlık alanında pek çok reform gerçekleştirmiştir. Onun zamanında yapılan reformlar, Osmanlı’nın son devrinde görülen ve hatta Cumhuriyet idaresine bile temel teşkil edecek çapta büyük reformlardı.
  • Karakterinin dikkat çekici yönlerinden bir diğeri de gayet tedbirli, temkinli ve uyanık olmasıdır. Babası Abdülmecid’in “kuşkulu ve sükutî (sessiz) oğul” dediği Abdülhamid’in, aşırıya kaçacak seviyede biraz vehimli ve kuruntulu olduğu söylenebilir. Ancak bu da, tamamen yaşadığı dönemin olağanüstü şartlarından, iç ve dış karışıklıklardan, kaypak bir zeminde siyaset yapmanın zorluğundan ve nihayet çevresinde güvenilir kişilerin ve sağlıklı bir ortamın olmamasından kaynaklanmaktaydı.
  • Hafızası pek kuvvetli idi. Zeki, çabuk kavrayışlı ve hazırcevap idi. Uzun ve derin bir düşünmeden, karşısındakinin görüşlerini iyice anlamadan ve devlet adamları ve ulemanın görüşünü almadan herhangi bir konu hakkında fikir beyan etmez ve hüküm vermezdi.
  • Özel hayatında olduğu gibi devlet idaresinde de israftan kaçınır, dengeli bir harcama siyaseti güderdi. Kendi alışverişini yapan ağalara tek tek aldıkları malların fiyatını sorar ve sarayın mutfak harcamalarını bizzat kontrol ederdi. Bu yüzden “Pinti Hamid” suçlamalarına maruz kalmıştı. Devraldığı devlet borçlarının yekunu 4 milyar Frank’tı. İlk iş olarak aşırı artmış saray masraflarını kıstı.
  • Yunan Seferi sırasında hazinede yeteri kadar para olmadığı için şahsi servetinden masrafları karşılamıştır.
  • Yahudiler Filistin’de bir devlet kurmak istiyorlardı. Siyonistlerin başkanı Theodor Herzl bu konuyu 2.Abdülhamit’e açtığında 2.Abdülhamit tarihi cevabını verdi: Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!
  • Dünyanın ilk metrolarından birini Karaköy-Taksim arasına yaptırmış ve atlı ve elektrikli tramvaylar kurdurmuştur,
  • ilk modern eczanemizi açtırmıştır,
  • İlk defa elektrik altyapısını kurdurdu.
  • İlk otomobili getirmiştir,
  • 5 bin km kara yolunu yaptırmıştır,
  • Kudüs-Yafa, Ankara-İstanbul ve Hicaz demir yollarını yaptırmıştır,
  • İstanbul’un binlerce fotoğrafını çektirmiş ve arkeoloji müzeciliğini başlatmıştır,
  • Kuduz aşısının bulunmasından sonra Ülkemizin ilk Kuduz Hastanesini (İstanbul Darü’l-Kelb Tedavihanesi) açtırmıştır,
  • Polisiye romanların ülkemize girişini sağlamıştır,
  • Paris’te İslam Külliyesi kurdurmuştur,
  • ABD’nin Erzurum’da konsolosluk açmasını reddetmiş, İzmir limanına izinsiz girmeye kalkan ABD savaş gemisini top ateşine tutturmuştur,
  • İstanbul boğazı için iki köprü projesi çizdirmiş (bir tanesi tam bu günkü Fatih S.M.köprüsünün bulunduğu mevkidedir),
  • İlkokulu zorunlu tutmuş (kız ve erkeklere), ilk kız okullarını açtırmış, 15 tane okulda karma eğitime ilk defa geçilmesini sağlamıştır,
  • Öğretmen yetiştirmek için okullar yaptırmıştır, (32 tane)
  • Cami yaptırdığı her köyde birde ilkokul yaptırmış, okuma yazma oranının 5 kat artmasını sağlamıştır, (1900 yılında ilkokul sayısı 29.130’u bulmuştu, sadece Anadolu’da 14 bin ilkokul vardı)
  • Geceleri önemli bir mevzu söz konusu olursa uyandırılmasını isterdi. Bir gece yarısı Başkatip Esat Bey çok önemli bir haberin imzalanması için Abdülhamid’in kapısını çalmıştı. Ama açan olmamıştı. Bir süre sonra Abdülhamid Han elinde havluyla kapıda görünmüş, ve şöyle demişti: ” Evlat bu vakitte çok mühim bir iş olduğunu anladım. Ama abdest aldığım için geciktim, kusura bakma. Ben bu zamana kadar hiçbir devlet işini abdestsiz imzalamadım. Getir şimdi imzalayayım.”
  • Abdülhamid Han 1. Dünya Savaşı başlarında Enver Paşa’ya:
    ” Bizim bu savaşı kaybetmemizde yahudilerin büyük rolü olacaktır. Almanlar çalışkan ve dinamik millet olsalar da dünya siyasetini bilmezler. Yahudilerden intikam almaya kalkacaklardır ve değişik ülkeler Almanya’ya saldıracak böylelikle 2. Dünya Savaşı çıkacaktır. Kendilerine yapılanları çok fazla abartacak Yahudiler Filistin’de devlet kurmak için gereken desteği alacaklar. İşte 3. Dünya Savaşı da bunda gömülüdür.” demiştir.

Sultan Abdülhamid  Han için daha bir çok şey yazılabilir fakat bugünkü yazımız bu kadar. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere.