MİLLET’İN ADAMI’NIN ŞEHADET SÜRECİ

4 ay ago bicaybisimit 0

17 Eylül 1961…

Der ki şair; ”O güzel insanlar, O güzel atlara binip gittiler.”

İşte 17 Eylül ;bir güzel insanın, bir dava adamının , bir millet adamının şehadet şerbetini içtiği ve o güzel ata binip gittiği ”kutlu bir gün”.

Geride kalanlar için ise zulüm; zulüm ve zulüm…

***

Girdiği ilk seçimlerde %48 gibi bir oy oranı alan Demokrat Parti ; yıllarca memleketin başında bir cellat misali bekleyen , Üstad’ında dediği gibi bir ”katliam müessesesi” olan CHP iktidarının yıkılmasına vesile olmuştu.Yıllarca zulüm ve eziyetle inim inim inleyen bu kadim millet ; Demokrat Parti’nin hızlı adımlarıyla üzerindeki ağırlıklardan yavaş yavaş kurtulmaya başlamış ve kendine güveni gelmeye başlamıştı.

Başkent’in merkezi Kızılay’a köylü vatandaşlarımızın sokulmadığı zamanlardan köylülerin dertlerini dinleyen ve çare üretmeye başlayan zamanlara gelinmişti ; halk ”değer”bilmez mi? Memleketin her alanında bir diriliş bir uyanış hakimdi.Koskoca ülke büyük bir şantiye alanı gibiydi.Memleket gelişiyor, büyüyor ve eski kadim yerine,konumuna bir adım daha yaklaşıyordu. Üstelik Demokrat Parti ;CHP’nin saçmalıklarla dolu dini yasaklamalarını tek tek kaldırıyor ; toplum nefes alıyordu.

***

Ve fakat…

Bilindik sözdür.”Şeytan şeytanlığını , hırsız hırsızlığını”yapar. Yıllarca gaspla elinde bulundurduğu ülke iktidarını kaybetmenin şokunu yaşayan CHP , bu huzurlu günlere bir yıl kadar dayanabildi. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden bir yıl sonra muhalefet dozunu iyice artıran CHP ülkeyi adım adım geriyordu. Kah bir gün bir gazete haberini gündeme getiriyor , kah bir gün ”laiklik” teranesi patlatıyor, kah bir gün ”iftira”atıyordu.

1954 seçimlerine kadar bu kirli propagandayı yürüten CHP ; seçim günü büyük bir hayal kırıklığıyla sarsıldı.Aylarca, ve hatta yıllarca yürüttüğü kirli propagandaya halk ; bir ”Osmanlı şamarı” atmış ve Türkiye Tarihindeki en yüksek genel seçim oy oranı olan %57’lik bir payı Demokrat Parti’ye hediye etmişti.

Yaşadığı şokun etkisinden kurtulmasıyla CHP yine bildiğini yaptı ve 1958 seçimlerine kadar kirli propagandasına devam etti.Velakin bir farkla. Bu sefer çok daha kirli , çok daha aşağılık , çok daha iğrenç ve toptan bir propaganda…

***

Öylesine bir nefret aşıladılar, öylesine bir aşağılık propaganda yürüttüler ki ; kimi zaman ”Adnan Menderes’i” , o nazik , o kibar adamı ” bebek katilliğiyle”; kimi zaman gece gündüz fuhuş yapan bir isim olarak ; kimi zaman şeriat düzenini kurmaya çalışan sözde ”hain” olarak sundular toplumun gözüne.

Derler ya tarih tekerrürden ibarettir.Günümüzde milletin adamlarına nasıl saldırdılarsa geçmişte de öyle ve toptan saldırdılar. Adnan Menderes ve Partisi bu aşağılık propaganda karşısında 1958 seçimlerinde de başarılı bir sınav verdi. Ve iktidarda kalmaya devam etti.

Tabiki CHP ve avaresi bu denli yürüttükleri kara propaganda’nın boşa çıktığını gördükçe ;yeni çareler aramaya ve yeni stratejiler üretmeye başladılar.Bu sefer mesele kökten çözülmeliydi.Zira ne CHP’nin sabrı kalmıştı ne de ”Üst aklın”.Ve emir geldi.1958 -1960 yılları arasında medyasıyla ,iş dünyasıyla , askeriyesiyle,yargısıyla seferber olup ; halkın gözünde Menderes algısını değiştirmeyi ana hedef belirlediler ve kısmen de olsa başarılı oldular. Sonrasında Demokrat Parti’nin faaliyetlerini ”laiklik teranesiyle ” suçladılar ; bürokratlarıda kendilerine çektiler.

Tabiki bu süreç’i tam manasıyla anlatmaya kalksak ; yer biter, kalem tükenir , zaman kalmaz. Ufak bir örnek olması sebebiyle belirtelim ki 1959’da yayın yapan 28 gazeteden yalnızca ikisi hükümet yanlısıydı.Ve 1959’da günlük Menderes’in hakkında çıkan haber/iftira sayısı 150 küsürdü.İşte haber almanın yegane yolunun gazete olduğu o dönemde iftiraların ve kirli propagandanın halk nezdinde değer bulmasını da bu açıdan değerlendirebiliriz.

Ve 27 Mayıs 1960…

İftiraların ; propagandaların zirveye ulaştığı bir zaman…

Radyo’da Alparslan Türkeş’in bildiriyi okumasıyla resmen darbe yapılır.Hükümet yetkilileri Yassıada’ya hapsedilir. Bir yıllık yargılama sonunda Adnan Menderes 17 Eylül 1961 tarihinde idam sehpasına götürülür.

Beyazlar içinde idam sehpasına getirilen Menderes’in son sözleri ise iç yakan cinsten;

”Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim.Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum…”

Ve tarihimizin utanç ve kara lekelerinden olan bir 17 Eylül günü saat 13.00’da o yiğit adam idam sehpasında asılır ve o ata biner gider.

***

Allah bu dava adamının şehadetini kabul etsin ; bizlere onun izinden gitmeyi ve zalimlere son ana kadar direnmeyi nasip etsin.Bu zulmü yapanları kahr eylesin, kahr eylesin,kahr eylesin…