İSLAM VE BATIL HESAPLAŞMASINDA SON DURUM: YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!

5 ay ago bicaybisimit 0

Dünyadaki kötülüklerin ve zulümlerin akıl hocası olan şeytan ; İslam Nizam’ının ve İslam Cihan Hakimiyetinin Anadolu Coğrafyasına hakim olmaktan geçtiğini çok iyi bildiğinden yüzyıllardır küffarları Anadolu Coğrafyasına karşı tahrik etti ; Anadolu coğrafyasına musallat etti.


Avrupa’nın kalbinden yüzbinlerce Haçlı, akıl hocalarından aldıkları dersle zulüm ve işgal niyetiyle Anadolu’ya saldırdı.Bu kadim coğrafya vahşet ve merhametsizlik altında yüzlerce kez saldırıya uğradı da kendini biran olsun ezdirmedi, çiğnetmedi.

İslam Çınarı direndikçe güçlendi, güçlendikçe kök saldı.Ne var ki Arap Yarımadası’nda ”O Kutlu Peygamber(s.a.v)” ve Sahabeler yoluyla kökü çürütülen İnkar Ağacı Anadolu’da varlık alanı bulmaya devam etti.İçindeki inkar zehrinin etkisiyle yardım çığlıkları arşa uzanan Anadolu’nun yardımına gurbete değil memlekete gider gibi heyecan ve aşkla şanlı Alparslan ve ordusu yetişti.Anadolu’nun kapılarını şehadet şerbetinden yudumlarayarak açan şanlı İslam neferleri üzerlerine düşen görevleri yaptıktan sonra devreye gönül adamları girdi.
Mevlana’sıyla, Yunus Emre’siyle, İbn-ül Arabisi’yle ,Tabduk Emre’siyle nice alim bu kadim coğrafyaya hayat aşıladı.Anadolu Coğrafyasında kurumaya başlayan İslam Çınarı’nın kökleri uyandı ; beklenen o kutlu diriliş gerçekleşti.

Şeytan elbette boş durmayacak ; Anadolu’nun dirilişiyle Dünya Nizamı’nı kontrol altına almaya başlayan Müslümanlara türlü türlü engeller kurmaya devam edecekti.Haçlıların İnkar Ağacı’nı kurutan Müslümanlara bu kez engel İran-Şia dünyasından geldi.Haçlıların karşısında gibi gözüken İran; mezhepçi ve yayılmacı politikasıyla Anadolu’da yeşermiş ehl-i sünnet İslam çınarını içeriden çürütme yoluna gitti.Anadolu Coğrafyası’na gönderdiği şia misyonerleriyle sapkın fikirlerini alttan alta işleyen İran ; şeytana istediği boşluğu sundu. İslam Dünyası iç çekişmelerle uğraşırken şeytanın ordusu olan Haçlılarda boş durmadı.Kendilerini güçlendirdi.Anadolu’nun 500 yıllık sağlam mayası;mezhepçilik fitnesini üzerinden atmayı başarmış olsa da tüm Haçlıların birleşip tekrardan saldırması ,içerideki hainlerin de yardımlarıyla Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Anadolu’nun hakimiyeti Haçlıların eline geçti.Büyük Milleti’miz Anadolu’yu dolayısıyla Dünya Hakimiyetini kaybetmenin eşiğine gelmişti.Derken ”Bedir Ruhu” canlandı.Milletin evlatları varını yokunu ortaya koyarak küffara bir Osmanlı Tokadı vurmayı başardı. Anadolu artık tekrardan ”Hakikat Ehlinin” eline geçmişti.

Dünya hakimiyetinin kontrolden çıkmasına müsaade etmeyecek olan şeytan bu kez çok daha karanlık ve sinsi bir oyun kurguladı. Anadolu Coğrafyasına ”kurucu parti” safsatasıyla ,kendi hakimiyetini sağlamak üzere oluşturulmuş bir karakol görevi gören bir parti atadı. Atadığı partiyle Anadolu tamir davasıyla tahrip edildi.Nice masumların beyni yıkandı ; 1000 yıl öncesinde o şanlı İslam neferleri’nin Anadolu’ya gelmesine sebeb olan İslam’a doğrudan savaş açıldı.30 yıl kadar sabrettikten sonra kadim milletimiz şeytanın bu oyununu da boşa çıkarmasını bildi.

Sonraki yarım yüzyıllık süreçte şeytan daha evvel ne kadar bozguna uğramış olsa da Anadolu’ya ilgisinden bir türlü vazgeçmedi.Kah askeri darbelerle ,kah muhtıralarla ,kah iç karışıklıklarla , kah laiklik teranesiyle Anadolu’yu bir şekilde kontrol altında tutmayı başardı.

Bugüne geldiğimizde ise Millet’in Evlatları’da şeytanda boş durmuyor;dünyanın gözbebeği,bir minyatürü olan bu coğrafyadan vazgeçmiyor.Millet şeytanın tüm oyunlarını boşa çıkarmaya devam ediyor.Şeytansa hamlelerini bazen 15 Temmuz’da olduğu gibi, bazen 17-25 Aralık Kumpas’ındaki gibi, bazense Gezi Olaylarında olduğu gibi yapmaya devam ediyor.

Dünyanın barut fıçısı gibi patlamaya hazır olduğu şu günlerde Millet’imizin izleyeceği en büyük yol haritası şüphesiz ki ”geçmişimiz”.
Anadolu’nun yardım çığlıklarına nasıl bir heyecan ve aşkla gelmişse Horasandan o şanlı komutan ve ordusu; gönül adamlarımız ”hayat” aşısını aşılayıp nasıl Anadolu’ya hayat vermişse bizde bu varlık yokluk mücadelesinde de topyekun o ruha dönüş yapmalıyız.Anadolu demek Dünya demektir.

Biz yeterki Allah’ın ipine sımsıkı sarılalım; Hz.Musa’nın önüne denizi yaran yüce Allah ; bizim önümüze de nice fırsat sunacaktır.

Vesselam.