Ankara Barosu’na Hukukçulardan Sert Tepki

2 ay ago bicaybisimit 0

Ankara Barosu’nun milletvekillerinin yeni anayasa oylamasındaki tercihlerini etkilemeye yönelik yaptığı açıklamaya hukukçulardan sert tepki geldi. Yeni anayasa konusunda çalışmalalıyla tanınan Avukat Cüneyt Toroman Sabah.com.tr’ye konuşarak Ankara Barosu’nun hukuk adı altında yaptığı çarpıtmaları madde madde sıraladı. “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’ye yönelik siyasi nefret ve takıntınızı hukuk adı altında vatandaşa yutturmaya çalışıyorsunuz” diyen Cüneyt Toroman şunları söyledi

ANKARA BAROSU YALANLARLA KAMUOYUNU YÖNLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR
Yeni anayasa paketi kuvvetler ayırımını ortadan kaldırmıyor, tam aksine, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ayırımı daha keskin hale getiriyor! Yürütme erkindeki iki makamın (Cumhurbaşkanı ve Başbakan) birleştirilmesi devlet erklerinin birleştirilmesini değil, yürütme erkindeki iki başlılığın ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.

Yeni anayasa paketi, yasama organının kendi alanına çekmektedir. Cumhurbaşkanının KHK çıkarma yetkisi belli konularla sınırlı olup, yasama organının görevinin gaspı değildir. Yasama yetkisi TBMM’ye ait olup, Cumhurbaşkanını çıkaracağı KHK üzerinde geniş bir yetkiye sahiptir.
Yeni anayasa paketinde Bakanlar Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olduğu için TBMM’ye karşı sorumlu kabul edilmemiştir. Yürütme erkinin kime karşı sorumlu olacağı, yasama organının tercihidir. Yürütme erki hem TBMM’ye hem de Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olamaz. Çifte sorumluluk kaos demektir.

AÇIKLAMANIN HER YERİ YALAN VE İFTİRALARLA DOLU
Bakanların Cumhurbaşkanına hizmet eden birer memura dönüşeceği iddiası da tamamen gerçek dışıdır. Parlamenter sistemde de bakanları başbakan atamakta olup, bugüne kadar hiç kimse, bakanların başbakanın memuru olduğunu iddia etmemiştir.

TBMM’nin hükümeti tayin edemeyeceği için TBMM Başkanlığının yürütme vekaletini kaybedeceği iddiası, parlamenter sistemdeki paradoksun ikrarı niteliğindedir. Önce TBBM’nin ne olduğuna karar verin. TBMM yasama organı ise, yürütme (Bakanlar Kurulu) niçin yasama organının içinden çıksın? Yasama organının kendi işini (yasama görevini) yapması daha doğru değil mi?

TBMM’NİN YETKİLERİNİ KAYBEDECEĞİ İDDİASI TAM BİR SAFSATA!
Bakanları atama yetkisinin Cumhurbaşkanına devredilmesiyle TBMM’nin devleti temsil yetkisini kaybedeceğine ilişkin iddia da kendi içerisinde tutarsızdır. Devleti temsil yetkisi parlamenter sistemlerde Cumhurbaşkanında, başkanlık sisteminde de başkandadır. Devleti temsil yetkisi, meclis hükümeti sisteminin benimsendiği 1920 ve 1924 Anayasası hariç hiçbir zaman TBMM’de olmamıştır. TBMM’nin olmayan bir devleti temsil yetkisini kaybettiği de öne sürülemez!

Bakan atama yetkisinin Cumhurbaşkanına devriyle TBMM’nin “denetim yetkisini” kaybedeceğine ilişkin iddia da tam bir safsatadır! Hukuk devletinde denetim organı yasama değil, yargı erkidir! Yürütmenin bütün eylem ve işlemleri (eskiden olduğu gibi) yargı denetimine tabi olmaya devam edecektir!

KUVVETLER AYRILIĞI KONUSUNDAKİ İDDİALAR DA GERÇEK DIŞI
TBMM üyelerinin Başbakana veya bakanlara soru soramamasının yazılı açıklama isteyememesi, yetki gaspı gibi sunulmaktadır. Bunun sebebi, bakanların Cumhurbaşkanı tarafından atanması ve Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olmasından kaynaklanmaktadır. Bakanlar TBMM içinden çıkmayacağına ve TBMM’nin denetim yetkisi de kalmayacağına göre, TBMM üyelerinin Bakanlara soru sorması ve yazılı açıklama istemesi anlamsız olmaz mı?

Yeni anayasa paketiyle, Yasama ve Yürütme erki arasında katı bir kuvvetler ayrılığı kabul edildiğine göre, TBMM’nin salt çoğunluğun altında bir üyeyle bakan veya bakanlar hakkında soruşturma açma izni vermesi, iki erk (TBMM ve Yürütme) arasındaki dengeyi TBMM lehine bozmaz mı? Kuvvetler ayrılığı, erklerin birbirine eşit olmasını (birinin diğerine üstün olmamasını) gerektirmez mi?

HSYK ÜYELERİNİN NASIL SEÇİLECEĞİNİ NEDEN GİZLİYORSUNUZ?
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçimle gelme yoluyla üyeliğin sonlandırılacağı öne sürülerken, HSYK üyelerinin nasıl belirleneceği gizlenmektedir. Türkiye’de yargının en önemli sorunu yargının siyasallaşması değil midir? Bunda en önemli etken, HSYK üyelerinin seçimle belirlenmesi değil midir? Geçmişte, HSYK üyeleri kapalı devre kast usulü sesini çıkarmayanların, bugün meşruiyeti en yüksek iki kurum (TBMM ve Cumhurbaşkanı) tarafından tayin edilmesine itiraz etmesi çelişki değil mi?

TÜRKİYE’Yİ HER DÖNEMDE SİYASİ KRİZE SÜRÜKLEYEN BU SİSTEM ARTIK DEĞİŞECEK!
Yeni anayasa paketinde Bakanlar Kurulunu Cumhurbaşkanı tayin edeceğine göre, bütçeyi yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanının meclise sunması doğal değil mi? Bütçe Kanununu yetkisi (eskiden olduğu gibi) TBMM’ye ait olduğu halde, bu yetki Cumhurbaşkanına devredilmiş gibi açıklama yapılması ayıp değil mi?

Yeni anayasa paketinin en önemli özelliği, koalisyonlara son vermesi, yürütme erkleri arasındaki horoz döğüşüne son vermesidir! Bu horoz dövüşünden çok hoşlananlar olabilir ama, 1961 yılından bugüne kadar siyasi tarihimiz kavga ve kaoslarla geçmiş, bu sistemin artık değişmesi gerektiğini bize gösteriyor.

İşte o skandal bildiriye imza atan Ankara Barosu Başkanı Av. Hakan Canduran