ABD’NİN FETULLAH GÜLEN PLANI

5 ay ago bicaybisimit 1

Merhaba değerli dostlar. Bu yazımız da ABD’nin neden Fetullah Gülen’i Amerika da tuttuğunu ve ne gibi planları olduğunu konuşacağız. İsterseniz buyrun Enfal suresi,46 ayetinin mealiyle yazımıza başlayalım.

‘’Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yığınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. (Enfal,46)’’

      Ayette de görüldüğü üzere değerli  dostlar biz Müslümanlar ayrılığı değil birliği, kini değil sevgiyi savunmalıyız. Bugün Türkiye Müslümanların tekrardan birleşmesi ve beraber büyük bir güç olması için tek şanstır. Bunu sadece bizler değil üzerimizde türlü türlü oyunlar oynayan Batı da bilmektedir. Bizi dışarıdan yenemeyeceğini, İslam kalkanını dışarıdan kıramayacağını anlayan batı 1800’lerde nasıl Osmanlı’nın içine fesat sokmaya başlayıp zamanı gelince Osmanlı’nın kurtuluşu olacak Sultan Abdülhamid Han’ı tahtan indirdiyse bugünde aynı oyunu oynamak istemektedir. 1960’larda İslam kılıfı altında kurulan Gülen Cemaati bugün gördüğümüz üzere bir cemaat değil eli silahlı bir örgüttür. Fetullah Gülen bizlerin bu hayattaki en değerli sermayesi olan Kur’an-ı eline alarak Müslümanların samimi duyguları üzerine kurmuştur bu örgütü. Amerika yıllarca sürecek olan fakat sonunda İslam’ın son kalesi olan Türkiye’yi içeriden parçalayacak en etkili örgütünü kurmuştur. FETÖ hiçbir şekilde dışarıdan maddi desteğe ihtiyaç duymadan biz Müslümanların Allah rızası için verdiği paralarla devasa büyüklükte paralara sahip olmuştur. Bu paralarla bankalar, şirketler, marketler, tuhafiyeler ve daha bir sürü maddi kaynak elde edebileceği şeyler kurmuştur. Yıllarca tek bir kurbanın bile kesildiğini gözleriyle görmeden bu örgüte sadece Allah rızası için kurban paraları verdi bu millet. Çocuklarını onların dershanesinde okutup onların yurduna gönderdi.

Amerika’nın planı tıkır tıkır işlemekteydi. Bütün Müslümanlar bu örgütün bir cemaat olduğuna canı gönülden inanmış gözü kapalı paralarını ve çocuklarını emanet etmişti. Örgütün en büyük sermayesi ise paralardan ziyade çocuklardı. Her zaman ne deriz ‘Çocuklar bizim geleceğimizdir.’  Onlarda bunu bildiğinden dolayı çocukları ortaokuldan hatta ilkokuldan alarak okuttular ve devletin en önemli yerlerine yerleştirdiler. Bu sırada da sadece Türkiye de değil diğer ülkelerde de okullar açarak alanlarını iyice büyütmeye başladılar. Adeta bir devlet düzeni almaya başladılar. Bu arada Amerika ise elini düğmenin üzerine koymuş zamanını beklemekteydi. Türkiye 2003 ten sonra büyük ataklar yapmaya başladı ve hızla büyüdü. 2012 yılında iktidar ve FETÖ arasında ipler iyice gerildi ve kopma noktasına geldi. 17-25 Aralık da Amerika ilk hamlesini yapmış ve düğmeye basmıştı.  Artık FETÖ ve iktidar arasında değil millet arasında bir çatışma başlamıştı. Müslümanlar ikiye bölünmüş, kalkan içeriden kırılmaya başlamıştı. Gülen cemaatine bağlı olanlar ve diğer Müslümanlar olarak ikiye bölünmüştük. Gülen cemaati diyorum çünkü o insanlar hala masum duygularla bir cemaate bağlı olduklarını sanıyorlardı. Fakat Amerika büyük oyununu oynadıktan sonra her şey gün yüzüne çıktı.

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ. Bu milletin evladı sandığımız insanlar bizlere silah doğrulttu, doğrultmakla kalmadı insanları taradı. İnsanların üstlerinden tanklarla geçtiler. Düşmanımızın yapamadığını sonunda onlar yaptı, meclisi bombaladılar. Askerle polisi çatıştırdılar. Halkı askerle karşı karşıya getirdiler. Her şey tam tıkırındaydı, Amerika hedefine ulaşıyordu. Sonunda Irak gibi Türkiye’ye girip buraya demokrasi getirecekti. Fakat hesaba katılmayan bir şey vardı. Herkesin bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı vardı. Her şey bir anda tersine dönmeye başladı. Reis’in bir sözüyle bütün millet sokağa döküldü, tek vücut oldu. Polisten önce halk askerin karşında direndi, onları teslim aldı. Hesap tutmuyordu. Teslim olan askeri polis omzunda taşıyor ‘ O benim kardeşim ’ diyordu. Masum askeri halk ‘En büyük asker bizim asker’ diyerek selamlıyordu. Hainler teker teker teslim alınıyordu. Ve sonunda şehitler de versek darbeciler sokaklardan atıldı. Şuan ise kurumlarda temizlik başladı ve bu örgütün üyeleri kurumlarımızdan atılana kadar bu temizlik devam edecektir.

Evet kardeşlerim gördüğünüz üzere içeriden kırılmak istenen İslam kalkanı daha güçlendi. Ama savaş bitmedi ve hiçbir zaman da bitmeyecek. İslam onlar için bir tehdit olduğu sürece bu savaş sürecek, hem içeriden hem dışarıdan. Allah yar ve yardımcımız olsun.